İSKİLİP            KALESİ

                                                                                          Sayfa    Yükleniyor

                                                                                  

İskilip Kalesi

                          İskilip kalesi, şehrin yerleşim alanının tam ortasında yerden yükselen 100 metre yükseklikteki bir kaya kütlesinin üzerine inşa edilmiştir. Kalenin kimler tarafından hangi tarihte yapıldığına ilişkin yazılı bir kaynak bulunmamaktadır. Bölgede bulunan diğer tarihi yapılardan ve araştırmalara göre kalenin Etiler, Roma, Galatyalı’lar ve Bizans dönemlerinde kullanıldığı ve onarımlar gördüğü belirtilmektedir. Yazılı kaynaklarda ise kalenin ilk kez Galatlar zamanında Galat İmparatorlarından Castor’un oğlu Prens Dejotare’nin  Bloucium’u (İskilip’i)  başkentler arasına katmasıyla  (İ.Ö.278-300)  kaleninde önemli ölçüde onarımlar ve yeni ilavelerle güçlendirildiği belirtilmektedir.  İskilip Kalesi Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de ilçenin en önemli savunma güçlerinden birisi olmuş, bu dönemlerde de onarımlar görmüştür.

            İskilip Kalesi Cumhuriyet döneminde ise 1980 – 1988 yılları arasında restore edilmiştir. Fakat restorasyon çalışması yapılan projeye göre tamamlanamamış yarım kalmıştır.

            Ana Britanica’ya göre İskilip Kalesi İ.Ö yedinci Yüz Yılda  Hititler tarafından yapılmıştır. (Fakat bu konuda bir kaynak belirtilmemiştir.)

            Yalçın bir kayanın üzerine kurulu bulunan İskilip Kalesinin yalnızca bir girişi vardır. Kaleye İlçenin Kaleboğazı mahallesinde bulanan Temenna diye bilinen mevkiinden  ulaşılmaktadır. Kaleye diğer yönlerden ulaşmak imkansızdır.

            İskilip Kale’si içerisinde halen 20 – 25 civarında ev bulunmasına rağmen, bu yapıların pek çoğu atıl durumdadır. Kale surları içerisinde bulunan evlerde yaşayan sayısı 30 – 40 kişiyi geçmez. Kale bu özelliğiyle Anadolu’da nadir bulunan yaşayan kale örneklerinden birisidir.

İskilip kalesinin üzerinde bulunduğu 100 metre yükseklikteki kaya kütlesinin altında 100 kişilik bir zindan bulunmaktadır. Kalenin zirvesinden girişler olduğu halk tarafından söylenmektedir. Fakat bu girişler halk tarafından zaman içerisinde taşla doldurulmuştur. Bazı kişilere göre baca şeklindeki bu yerler zindanlara asıl ulaşım kapıları değil, kaya kütlesinin derinliklerinde bulunan zindanın havalandırma bacalarıdır. Ayrıca kalenin Kale ardı olarak bilinen bölümü yıllarca taş ocağı olarak çalıştırılmış, bu alanda bilinçsiz bir şekilde patlayıcılarda kullanılarak yıllarca kalenin üzerine oturduğu kaya kütlesinden parçalar koparılmıştır. Bu koparılan parçalarla birlikte kalenin bu bölümünde bulunan tarihi bir çok yapıda ortadan kalkmış, tarih adeta katledilmiştir. Bu kırılan bölümde kaya kütlesinin yüzeyine doğru uzanan bir merdivenden söz edilmesine rağmen söz konusu oyma taş merdiven günümüzde yoktur.

            ( Kale altında var sayılan zindanlarla ilgili yaptığım şahsi araştırmada kale üzerinde bulunan bazı eski evlerin içerisinden küçükte olsa girişler olduğu söylenmekteydi. Yine kalenin oturduğu kaya kütlesinin çevresinde bulunan evlerde de bu yapıtın tarihi geçmişine ışık  tutacak pek çok kalıntının bulunduğu hatta kaleye giriş için Mağaralar  olduğu söylenmekteydi. Özelikle Kalenin Ulaştepe Mahallesi cephesinin tabanında bulunan evlerin içerisinde daha da önemli tarihi bulguların bulunduğu, irili ufaklı pek çok mağara benzeri oyuklar olduğu söylenmekteydi. Buralarda oturanlarla yaptığım sohbetlerde bu bilgileri doğrultamadım. Fakat buralarda yaşayan halkın pek çok şeyi sakladığı kanısındayım. Buralarda yaşayan insanlarda , bunları söylersek Devlet evimize el kor tedirginliği var. Bu konular resmi olarak araştırmalıdır. Zira, İskilip kalesi ve çevresiyle ilgili 2007 tarihi itibariyle bilimsel olarak yapılmış hiçbir çalışma mevcut değildir. Kale ile ilgili yazılanlar ve çizilenler bir birini kopyalayarak yazılmış bilgilerdir. Yerinde bilimsel bir araştırma yapılarak yazılan bir belge maalesef bulunmamaktadır. Bu nedenle İskilip kalesi Anadolu’nun en gizemli kalelerinden birisi olarak günümüzde hala esrarını korumaktadır.)

İskilip Kalesinin zirvesine günümüzde araçlarla da ulaşmak mümkündür. Kalenin sadece yürüyerek gidilebilen  kayalık yolu günümüzde yeniden düzenlenerek, araç ve yaya trafiğine  uygun hale getirilmiştir. Kalenin içerisinde ise surlar etrafında dolaşmak pek mümkün değildir. Burada yaşayan yerli halk bütün alanları işgal etmiş durumdadır. Surların bir bölümü yakın tarihte restore edilmesine rağmen yeniden yıkılma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Sur çevreleri bahçe olarak kullanılmak, kaçakta olsa bu alanlarda yapılaşmalara izin verilmektedir. Sur yakınlarına dikilen ağaç kökleri bu surlar için en büyük tehlike olduğu konunun uzmanlarınca belirtilmesine rağmen her hangi bir önlem alınmamaktadır. Kale zirvesi tamamen kaya olmasına rağmen burada ekilen ve ağaç dikilen küçük alanların toprağı kale dışından taşınarak getirilen topraklardan oluşmaktadır.

Tarih kitaplarında İskilip Kalesinin 2 tane yer altı gizli geçidi bulunduğundan bahsedilmesine rağmen günümüzde bu geçitlerle ilgili   her hangi bir kalıntı bulunmamaktadır. Bahsi edilen gizli geçit kapılarından birisinin Çarşı Camii minare girişinin yanında olduğu söylenmesine rağmen bu konuda bilimsel bir çalışma yapılmamıştır.

Kale zirvesinin her iki yönünde Ramazan aylarında İftar ve Sahur vakitleriyle Milli Bayram törenlerinde atılan 2 adet tarihi top kulübeleri vardır. Fakat bu top kulübeleri yapılış tarzıyla kalenin dış görünümünü bozmaktadır. Sonradan kale yapısına eklenen bu tuğladan yapılan top kulübeleri kalenin dış görünümünü bozmaktadır. Günümüzde kulübelerde bulunan bu toplar kullanılmamaktadır. Bu topların yerine ses bombaları kullanılmaktadır. Tarihi değeri de olan toplar kullanılmasa bile korunmaları açısından mevcut kulübelerin yerine taş yapılı kulübeler inşa edilerek bu toplar korunmalıdır. İ

               Ana Sayfaya Dön                          Kameralı ve sesli sohbet için tıkla