|
Forum sayfamız yenilendi. Tüm Arşiv
videoları forumda      
EMAİL
admin@iskiliptv.com
MSN
iskilip_tv@hotmail.com
|

İskilip Cennet misali yurdumuzun engebeli bir alanında kurulmuş,
Çorum ilinin şirin bir ilçesinidir. Sokaklar dar, fakat geçmişle iç içe
yaşamaktadır. İlçenin girişinden itibaren kendinizi bir açık hava müzesinde
bulursunuz.
İskilip yeni oluşmuş bir ilçe değildir.
Çevresindeki kalıntılar bunu göstermektedir. Evliya Çelebi
Seyahatname’sinde İskilip’in bir İlim ve hilim merkezi olduğunu
vurgulamıştır.
Toprağından mıdır, suyundan mıdır
bilinmez ama, İskilip tarihi boyunca hep vatana, millelte hayırlı insanlar
yetiştirmiştir. Anadolu insanın safiyatını görmek isteyen bir kimsenin
sokaktaki İskilip’liye bakması kafidir.
Tabiatı sert fakat, karakterleri mert
insanların oluşumuyla, merkez nüfusu 20 binlerdedir. İskilip’in ekonomisi
tarım, hayvancılık ve küçük sanayiye dayanır. İlçede bulunan kaya mezarları
Bizanslılardan kalma bir abide gibi hala kendini korumaktadır.
Buram, buram Anadolu kokan bu şirin
yerleşim yeri adeta bir açık hava müzesini andırmaktadır. Unutuldu dediğiniz
bir çok sanatın yaşadığı ilçenin çarşısı hala 18. yüz yılda yaşamak
isteyenlerin uğrak yerider. Bu zamanda saf kılı eğirip heybe, çuval
dokuyanı bulmak kolay değildir. İskilip’te çekilen körükler 18 inci yüzyılı
hala yaşamaktadır. Ak kalaylarla sıvahır kızıl bakırlar, örsle çekiç
arasında yaman imtihan verir demir parçaları. Çilingirler, bakırcılar,
orakçılar, bıçakçımı ararsınız, İskilip’te manga manga. Derinin dilinden
anlayan ustalar, semerciler, sepetçiler ve kendirle emek sarfedip urgan
örenler. Naylon falan değil gerçek urgan yapılıyor İskilip’te.
İskilip’e gelip te Dolma yemeden, Şeyh
Yavsi, kale ve Yivlik Tepesini fotoğraflamadan gidilmez. Dolma dedik; O
bildiğiniz dolmalardan değil, ani tencerede değil kazanlarda pişer, Tabakla
değil, lengerlerle gelir sofraya. Turşusu ayrı bir hazım verir dolmaya.
Olmadan sonra helvada yendinmiydi , eller dua için kalkar Rahmana.
İçerisinden 3 ilçe çıkarılan İskilip’in
bu gün 63 köyü kalmıştır. Bu köylerin önemli bir bölümüni dağlık alanda
kurulan köyler temsil eder. Tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlamaya
çalışan bu köyler, ekilecek arazi sayının kısıtlı olması nedeniyle
dedelerinden kalma ilkel yöntemlerle hasat yapmaya çalışırlar. Hala, taş
testere döveni, gıcır gıcır sesi ile tarihe meydan okuyan kağnıyı, öküzlerin
çektiği sapanla sürülen burcu burcu kokan toprağı, elektriklisi de neymiş,
un yapan su değirmenlerini, taş fırında pişen o güzelim çöreği, yanında da
halis tereyağını, hele bir de arıların beğenmekte dahi zorlandığı dağların
bin bir çeşit çiçeğinden yaptığı saf balı, görmek isterseniz, tarihi
yaşamak , ve o günümüzün hormonlu yiyeceklerinden değil, her şeyin safından
tatmak isterseniz bizim ellere uğramanız yeter size.

Toplist
 
|